İçimde iğrenç bir sevinçle,
Nefret edercesine,
İğrenircesine kendimden
Sessizce geldim sana
Ve daha sessizce döndüm
İstanbul
Zamansızlığında kaybolmuş,
Yürürken amaçsız,
Göz kapaklarımı yırttı gözlerim
Deprem sonrası enkaz altında çocuğunu arayan
Anne gibi
Yolların daha bir derindi.
Yutmak mı istiyorsun beni?!
Niye saldın vapurlarını,
Martılarını üstüme?
Gördüğüm her siyahlıkta,
Mideme saplanan bu ağrı da senin eserin.
Bu kez yolların daha bir derin.
Çok derin...
Anlamadın sen beni.
Sana düşman değilim!
İstanbul
Kaldığım otel odası mıydı yoksa
Aklımı bıraktığım yer
Adamın soluğunu kesen soğuğunda
Çıplak ayaklarla yürüdüğüm sokaklar mıydı,
İçime işleyen ayazında
Adını haykırdığım denizler miydi?
Ne zaman geldim de ne zaman kayboldum ben sende
İstanbul
Beni benden aldığında
Emin ol
Yalnız kalmadım da
Çok yalnız hissettim
İşte bana bu koydu
İstanbul...
Harun Yılmaz