Çalakalem Fotoğraf




Harun Yılmaz (1988)









Özel Arama

Bilinmezlik

8/8/2008
Kategori: Siirler



Kaç sayfalı bu defter?
Her sayfası bomboştu
Ve benimdi.

Şimdi,
Tek tek
Yırta yırta sayfaları,
Müsvedde mutluluklarla bezeli
Bir enkaz elimdeki.
Her sayfasında üç beş çizik.
Umutlar, hayaller
Ve hatta
İnsanlar yitik.
Kaç sayfalı bu defter?
Daha kaç benliğimi yitirebilirim?
Her sayfada
Paslı kerpetenle çekiyorum bir tırnağımı.
Kan kırmızı kalemle yazıyorum sonra:
"Bitti!"

 

Dudaklarım çatlak,
Donduran soğuğunda
Kendinde kaybolmuşluğun.
Kurtulmak için bu tümörden-
Tanrım!
Koymak istiyorum kafamı giyotinin altına
Ve kendim çekmek istiyorum o ipi.
Damarlarımdan akıp
Ulaşayım sonsuzun huzuruna.
 
Sövüyorum hayata durmadan.
Dürtüp kafamdan
Uyandırdı
Kim bilir belki yedi saniye süren rüyadayken.
Uyanıp yine sövüyorum
Ağzım kulaklarımda hafif bir tebessümle;
Hiç tanımadığım gözlerin buğusunda
Kendimi görmenin mutluluğuyla.
Ama sonra
Öyle bir buğulanıyor ki
Göz gözü göremiyor
Ve başlıyor yine
Dudaklarım çatlamaya.


Geride kalan
Buruş buruş kâğıtlar odamın yüzünde
Buruş buruş yüzümle
Minicik bir adamım ben
Minicik bir omuz ve
Kocaman yüreğimle.

                                                 Harun Yılmaz

Yorum (7) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Şehr'i İstanbul

29/7/2008
Kategori: Siirler

İçimde iğrenç bir sevinçle,
Nefret edercesine,
İğrenircesine kendimden
Sessizce geldim sana
Ve daha sessizce döndüm
İstanbul

Zamansızlığında kaybolmuş,
Yürürken amaçsız,
Göz kapaklarımı yırttı gözlerim
Deprem sonrası enkaz altında çocuğunu arayan
Anne gibi

Yolların daha bir derindi.
Yutmak mı istiyorsun beni?!
Niye saldın vapurlarını,
Martılarını üstüme?

Gördüğüm her siyahlıkta,
Mideme saplanan bu ağrı da senin eserin.
Bu kez yolların daha bir derin.
Çok derin...
Anlamadın sen beni.
Sana düşman değilim!
İstanbul

Kaldığım otel odası mıydı yoksa
Aklımı bıraktığım yer
Adamın soluğunu kesen soğuğunda
Çıplak ayaklarla yürüdüğüm sokaklar mıydı,
İçime işleyen ayazında
Adını haykırdığım denizler miydi?
Ne zaman geldim de ne zaman kayboldum ben sende
İstanbul

Beni benden aldığında
Emin ol
Yalnız kalmadım da
Çok yalnız hissettim
İşte bana bu koydu
İstanbul...

                                       Harun Yılmaz

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

OTEL ODASI

12/5/2008
Kategori: Siirler

Bileyip umursamazlığını da                                               
O sert, kalın derisinde
Alışılmışlığın,
Kesik attın
Ana damarına felsefemin.
Arkhem sensin.
Kıyametim...

Her vurduğunda tokadını
Yandı da canım
Ondandır bu bayram telaşım.

Anlamadım.
Anlayamadım.
Nereden çıktı şimdi bu deprem?
Bu karmaşa da ne böyle?
Aman Tanrım!!!
Şuraya bakın
Hayır şuraya
Hayır, hayır! Şuraya!
İşte orda
Ama burada..
Hayır! Hayır! Hayır!


...

Bu sessizlik...

Kulaklarımı kör etti bu sessizlik
Gözlerim de duymaz oldu.
Ayaklarım kan oldu
Dizlerim mordu
Dizlerim acıyordu.
Çöktüm eteğinin değdiği yere.
Bu sefer
Bırak ayağa kalkmayı
Çökmeye bile dermanları kalmadı

Kaçmış o köhne otelden,
Cam terk etmiş onu.
Yazık!!!
Bakarken "o" pencereden
Ve tam da o anda
Yani ki:
Görmek üzereyken
Akisini gözlerimin
Asfaltın taşlarında,
Çınlayandı senin sesin
Kulaklarımda
Geçer diyordun.
Geçer...


Geçmeyecek...

            Harun YILMAZ

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

BEN BİR KULÜBEYİM

12/5/2008
Kategori: Siirler

Bir kulübeyim,
Şu kalabalık sokakta.
Bir pencerem, bir kapım,
Tek bir odayım.
Bir kez girdi mi biri içeri
Kalmaz kimseye yerim.
Sanırım ki tüm dünya içimde benim.
Avunurum.
Geçer sokaktan insanlar.
Yok ki ayaklarım,
Ellerim.
Hareket edeyim
Yürüyüp gideyim
Koşup gezeyim

Bu durgunluk kâfi,
Pencerem izafi.
Geçer sokaktan insanlar.
Koşuyorum bellerim.
En nihayetinde,
Ben bir kulübeyim.

İşte ayaklarım, işte ellerim,
İşte kulaklarım, gözlerim.
Ama gel gör ki,
Şu kalabalık sokakta
Ben bir kulübeyim.

       
                Harun YILMAZ

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı