Çalakalem Fotoğraf




Harun Yılmaz (1988)









Özel Arama

İnsan seviyorsa neden aldatir ?

10/7/2008
Kategori: Denemeler

ask yoksa sevgi ne denli büyük olursa olsun insan her zaman daha fazlasını ister eksik bişeyler bulur.. açgözlülüğünde etkisi var tabi.. karaktersizliktir aldatmak
(honeyedmilk, 29.02.2008 20:35:36)
(www.incefikir.com)


demiş bir zat'ı muhterem...
sadece demiş...

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kısa

7/7/2008
Kategori: Denemeler

Çivi çiviyi söker ama bunun için tahtanın diğer tarafına geçmek gerekir. Diğer türlü ya tahtayı yaralarız ya da çiviyi daha derine sokarız.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Tanrı detaydır. Detaylar Tanrıdır.

7/7/2008
Kategori: Denemeler

"Ben herkesten önemliyim" demek ve "Hiç kimse benden önemli değil" demek... İşte, bencillikte olan ve bencilikte olmayan tek "L" harfinin yarattığı fark bu kadarcık.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kendine soru sormak

5/7/2008
Kategori: Denemeler

Nedir bunun çekiciliği? Neden insanlar gereksiz acı çekmenin en gereksiz yoluna bu kadar bağlanmıştır? Bu konuda gösterebileceğim en güzel açıklamaları bence Arthur Schopenhauer ve Freud yapmıştır:”bilinçaltının, insan neslinin mevcut kusursuzluğunu devam ettirme kaygısı.”. Bu kaygı o kadar önemlidir ki burada tekil kişilerin hiçbir önemi kalmaz. Çünkü insanlık bilinci tüzeli önemsemez, önemli olan tümeldir. Âşık olan insan aslında hiç farkında olmadan, bilinçaltının yönlendirmeleriyle, insanlığın meselesine hizmet eder. Mevcut kusursuzluğu devam ettirme kaygısı…

 

Bir de bu konunun geceyle bağlantısını bulmaya çalışırken vardığım noktadan bahsetmek istiyorum. Neden insan aşk konusunda kafa yormak için geceyi bekliyor? Cevabı bence çok basit: “Hain bilinçaltı!!!” Gece saatleri insanın bilinçli-bilinçsiz olduğu bir aralıktır. Yani bilinçaltına giden veriler üst bilinçteki süzgeçten geçmeden de gidebilir. Bunun geri beslemesi de mümkündür. Hal böyle olunca bilinçaltı üst bilince emir verebilir hale gelir. O sırada “aşk” konusunun en önemli konu olduğunu ve bir şekilde “mutlu” sona erdirilmesi gerektiği emrini verir. Üst bilinç de bunu seve seve kabul eder çünkü tam işlevle çalışmamaktadır. Artık iş bilinçaltından çıkıp üst bilinç seviyesine geçmiştir ve günün her saatinde kafayı kurcalayan bir konu haline gelmiştir aşk. Mutlaka çözüme vardırılmalıdır.

 

Çözüme varamadığı durumlarda insan üzülür. Derin bir üzüntü olur bu. Çünkü insanlık bilincinin üzüntüsüdür bu, tüzelin değil. İnsanlık bilinci görevini yerine getirememenin hıncını zavallı tüzelden çıkarır ve bundan haberi olmayan kişi de eli mahkum çekecektir bu acıyı.

 

Son olarak ego konusu vardır. İnsanlık bilincine yenik düşmüş ve her türlü düşünsel çıkış noktasını aramış, en sonunda da o nefret ettirici ve utandırıcı sonuca ulaşmış benim kendime bir itirafımdır: “Yaşadıklarımdan sonra içine düştüğüm acı çekme halinin nedeni yaşayamadıklarım hakkında kurduğum hayaller veya kandırılmış hissetmek değildir. Bu, sadece, egoma gelmiş çok büyük bir darbedir.”

Harun Yılmaz

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Deneyim mi? Şartlanmışlık mı?

16/6/2008
Kategori: Denemeler

Her zaman duyarız: “Biraz büyük sözü dinle!!”  Neden peki? Büyükler çok şey mi biliyorlar? Büyükler kime göre ve hangi kıstaslara göre büyük?

 

Deneyim… Adı üstünde, denemekten geliyor. Denemeden deneyim elde edilemez. Herkesin edindiği deneyim de kendincedir. Aynı olaydan iki kişi farklı sonuçlar çıkarır. Zaten böyle olmasaydı standartlaştırma denen bir olgu olmazdı. Çünkü her şey standart olurdu.

 

Denememize izin vermeden deneyim sahibi olmamızı bekleyenler ne büyük aptallık içindedirler. Hâlbuki hiç biri farkında değildir deneyim dedikleri şeyin aslında şartlanmışlıkları olduğunun. Aynı tepkileri vere vere karşılarına çıkan seçeneklerin ve yaşadıklarının da aynılaştığını göremeden yaşayanlar çok deneyim edindiklerini zannediyorlar fakat farklı hiçbir şey denemeden neyin deneyimini elde etmişler acaba.

 

Deneyimli bir anne olsun mesela. Üçüncü çocuğunu büyütmeye başlamış olsun. İlk iki çocuğunda edindiği deneyimlerini üçüncü çocuğunda da uygulamaya çalışsın. Fakat bilmelidir ki bebek bile olsa o da bir insandır ve o insandan sadece bir tane vardır. Hiç kimseye benzemez bu yüzden istekleri, davranışları ve tepkileri farklı olacaktır. Şimdi bizim bu deneyimli annemiz hangi deneyimini kullanacak da bu çocuğu yetiştirecek? Sadece diyeceği şu olacaktır: “ İlk iki çocuğumda böyle olduysa bu çocuğumda da böyle olur.” Ağladığında karnı acıktı sanacak ama nereden biliyor hastalanmadığını ya da başka bir sorunu olmadığını. Bu şartlanmışlığın en ucudur, deneyimin yanından bile geçemez.

 

Hem deneyimli insan hiç hata yapmayan insan değildir. Asıl hata yapan insan deneyimlidir. Zaten denemek demek hata yapmak demektir. Hata yapmayan ve yapmaktan korkan insanlar ise kendilerini küçük dünyalarına kapatmış insanlardır. Verdikleri tepkileri asla değişmeyen insanlar… Şöyle yakın ve uzak geçmişimize bir göz attığımızda, bugün bulunduğumuz noktaya gelmemizi sağlayan asıl deneyimli insanların, icatları bilmem kaç milyon kere denedikten sonra yaptıklarını görürüz.

 

Kendi devinimleriyle ve bunlardan elde ettikleri çıkarımlarla bizim hayatlarımızı şekillendirmeye çalışan insanlara diyebileceğim tek şey var:  “Biraz KÜÇÜK sözü dinleyin!!


                                                                                                                                                                                     Harun Yılmaz

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı